Ülkemiz ekonomisinin başlıca sorunlarından biri ne diye sorarsanız; size vereceğim ilk cevap kayıt dışı sorunu olacaktır. Bunun ise en önemli etkisi istihdam piyasasına olmaktadır. Peki neden mi? Önce nedenlerine bir göz atalım; sonra ise neler yapılabilir onu düşünelim.
TUİK (Türkiye İstatistik Kurumu) 2009 verilerine göre; Türkiye’de çalışan 21,5 milyon çalışandan yaklaşık 9 milyon kadarı kayıt dışı. Bu rakam piyasanın %42’sine denk gelmekte ve tüm piyasanın neredeyse yarısı olmaktadır! Bu durum bazı sektörlerde ise daha vahim boyutlara ulaşmaktadır. Tarım sektörüne bakarsak; çalışanların %83’ü herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı değil. Bir de ücretsiz aile işçileri diye bir kavram var ki; sorunun ana aktörlerinden. Türkiye’de hali hazırda 3 milyona yakın ücretsiz aile isçisi bulunmakta; bunlar tarım ve ticaretle uğraşan ailelerine yardım etmekte ve %92’sinin herhangi bir sosyal kaydı bulunmamaktadır.
Kayıt dışı sorunun nedenlerine inersek, iki ana etken ön plana çıkıyor. Buna göre küçük ve verimliliği düşük firmalar niteliksiz işgücü istihdam etmekte ve eğitim, teknoloji gibi uzun dönemli yatırımlara yönelememektedir. Bu nedenle var olabilmek için geriye tek şey kalıyor. Maliyetleri (işgücü) düşürmek. Bunu ise kayıt dışı yoluyla yapıyorlar. Diğer bir etken ise çarpık ve adaletsiz vergi sistemimiz. Sisteme göre vergi gelirleri iki yolla elde edilmektedir. Dolaysız ve dolaylı vergiler. Vergi gelirlerinin %30’u dolaysız vergilerden (gelir vergisi), %70’i ise dolaylı vergilerden (KDV,ÖTV) elde edilmektedir. Dolaylı vergilerin payı yüksek olduğunda toplam vergilerin büyük bir kısmını düşük gelirliler ve çalışanlar ödüyor. Bu adaletsiz bir yapıyı ortaya çıkarıyor. Ve en önemlisi dolaylı vergiler direkt olarak üretimi ve tüketimi etkiliyor. Bu vergiler arttıkça üreticiler için maliyet, tüketiciler için fiyat artışı meydana geliyor; bu durum ise üretim ve tüketim eğilimini azaltıyor.
Peki neler yapılabilir? İşe vergi sistemimizde reformlar yapmakla başlayabiliriz. Eminim hepiniz bu lafı bir yerlerden duyuyorsunuz ama değişen bir şey yok gibi. Ama biz söylemeye devam edelim belki sesimiz duyan birileri çıkar. Yapılacak vergi reformu ile dolaysız vergilerin payı arttırılmalı, dolaylı vergilerin payı ise azaltılmalıdır. Sadece vergi reformu bu sorunu çözmeye yetmeyecektir. Bununla birlikte çalışanlara verilecek mesleki eğitim, sanayi teşvikleri ve teknoloji yatırımları üretkenliğin artmasını sağlayacak. Bu durum ise firmalara rekabetçi bir güç kazandırarak ve ellerini güçlendirecektir. Bu gibi yollarla kayıt dışı sorununu azaltabilir ve hatta ortadan kaldırabiliriz.
Unutmamalıyız ki çalıştırdığı işçisini sosyal kurumlara bildirmeyen, vergi ödemek için yaptığı satışı gizleyen bir toplumda kayıt dışılık aynı zamanda ahlaki bir sorundur!
3 yorum:
küçük ölçekli işletmeler, sigorta ödemeyerek maliyetleri düşürdüğünü sanıyor fakat sigortasız çalışmaya tav olabilen işçiler büyük ihtimalle çapsız işçiler(mülteci). Sadece kas gücü gerektiren bir sektör ise bir nebze belki. Öyle bile olsa kazanan sadece işletme oluyor, devlet ve dolayısı ile vatandaş, içerde.
Kazanan işletme de olmuyor. Kazandığını zannediyor. Kayıt dışı çalıştırılan işgörenin de üretkenliği ne kadar yüksek tartışılması gereken bir konu. İşte bu durum ülkemiz ekonomisinin en büyük kalburlarından birini oluşturuyor ne yazık ki!
Kayıt dışı sorununu sadece istihdam bazında değerlendirmemek gerekir, çünkü bu durum ana problemin sadece küçük bir parçasıdır ve senin de belirttiğin gibi 'bir ahlaki sorun'un etkisiyle gerçekleşmektedir. Aslında firmalar için satış esnasında fiş / fatura kesmemenin görünürde bir faydası yoktur. Çünkü KDV ve ÖTV gibi vergiler son kullanıcıya yönelik vergilerdir ve tabiri caizse bunlar için "tutanın elinde kalır" denilebilir. Yani firma fiş / fatura keserek malı alırken ödediği KDV ve ÖTV'yi müşterilerinden geri alır. Özetle firma zarar etmez. Ancak yasal niteliğe uygun olarak gerçekleşen bu alış-veriş, firmanın 'iş yaptığının', yani 'para kazandığının' ve bu durumda 'gelir vergisi ödeyebileceğinin' göstergesidir. Firmanın ödeyeceği %15-34'lük gelir vergisi (denemek isteyenler için https://intvd.gib.gov.tr/internetvd/index.jsp), müşteriden aldığı %1-18 arası değişen KDV'den çoğu zaman fazla olduğu için, firma da KDV'yi kendi ödeyip devlete gelir beyan etmeme yoluna gitmekte ve bu sayede %33'e varan tasarruflar sağlamaktadır. Bu durum her ne kadar kanunlara ve ahlaka aykırı olsa da günümüzün realitesi maalesef budur. Kayıt dışı işçi çalıştırma geleneği de vergi kaçıra kaçıra iyice yüzsüzleşen bu firmalar için artık normal işlemler halini almıştır. Gelirinin vergisini kaçıran bir patronun bu durumu yadırgamasını beklemek zaten saçma olur. Ancak burada sadece kanuna aykırı işlem yapan firmayı / patronu suçlamak bizi hiçbir yere götürmez. Senin de dediğin gibi piyasanın ve günümüz ekonomik şartlarının gerçeklerine göre düzenlenmiş "adil bir vergi sistemi" oluşturulmasının zamanı çoktan gelmiş, hatta geçmiştir. Eğer olur da anayasa tartışmalarından fırsat bulurlarsa, TBMM'deki tüm sayın vekillerimize duyurulur...
Yorum Gönder